Selim dedenin eşeği

Önemi yeteri kadar anlaşılmasa da; görev öğretmene güvenilmeyip bir takım dernek, vakıf ve cemaatler vasıtasıyla yürütülmeye çalışılsa da öğretmenliğimin son zamanlarında düşünülmüş en güzel projelerden birisi değerler eğitimidir.

Eski öğrencilerimden birisi üniversiteden hocasının verdiği ödev nedeniyle benimle insan hakları konusunda röportaj yapmıştı ve bu röportajda bana okulumuzda “İnsan Hakları” dersinin okutulup okutulmadığını sormuştu. O öğrencime;

Seçmeli ders olması nedeniyle bu dönemde okutulmuyor, ancak bana göre bu tür dersler kişilere kitabi olarak anlatmakla öğretilmez, örnek olaylar ile yaşayarak öğretilir. demiştim.

Değerler Eğitimi de ancak yaşayarak, örnek olaylar ile kazandırılacak bir olgu.

Doğan Cüceloğlu’ndan dinlediğim bir eşek hikayesi bence değerler eğitimine çok güzel bir örnek.

Selim Dedenin beş oğlu ve bir de eşeği vardır. Selim dede bu eşeği on yıl kullanmıştır. On yılın sonunda yaşlanan eşeğin gözlerine perde inmiş ve göremez olmuştur. Büyük oğlu Selim dedeye gelir;

– Baba eşek görmüyor, bunu dağa götürüp bırakalım.

Selim dede ;

– Biraz bekleyelim bakalım.

Aradan beş gün geçer, büyük oğlan tekrar;

– Baba eşek görmüyor, kör olmuş. Dağa götürüp bırakalım.

Selim dede;

– Bir gün daha bekleyin, yarın cevabımı veririm.

Ertesi sabah Selim dede beş oğlunu da toplar;

– Damdan eşeği getirin bakalım der.

Görmediği için etrafa çarpa çarpa eşeği getirirler. Selim dede eşeğin başına varır, boynundan okşar ve evlatlarına dönerek;

– Bu eşek bizim on yıl kahrımızı çekti. Sizin kıçınızın kıynaklarında bu eşeğin hakkı var. Artık iş göremez oldu, şimdi bize düşen görev bu eşeği emekli edip, yaşadığı sürece şimdi biz ona bakacağız.

Büyük oğlan;

– Baba eşek görmüyor.

Selim dede öfkeyle cevap verir:

– Yarın iş yapamaz duruma düştüğümde beni de götürüp ormana bırakacaksınız?

Bu olayların yaşandığı sırada ailenin en küçük oğlu Polat daha beş yaşındadır ama olaylar beynine nakış nakış işlenmiştir.

Eşek iki yıl daha yaşar. Selim dede o iki yıl süresince eşeğe yedirir içirir, tımarını yapar, okşar ve onunla konuşur.

– Ey eşek, benim sırtımdan geçen çuvalların hepsi senin sırtından da geçti, hakkını helal et.

İki yıl sonunda eşek ölür, sırıklara bağlarlar, derenin kenarına götürüp, bir çukur kazarlar ve oraya gömerler.

Yıllar yılları kovalar, ailenin en küçük oğlu Polat okur ve hakim olur. Hakim olduğunda ilk işi doğruca eşeğin gömüldüğü dere kenarına gitmek olur. Oraya varır ve kendi kendine şu sözü verir:

– Benim babam adil bir kişi idi; ben de hakimliğim süresince babamın izinden yürüyeceğim ve kararlarımda daima hakkaniyeti gözeteceğim.

Polat’ın Poyraz adında oğlu olur; büyür okula başlar ve bir gün matematikten sınav olurlar: Eve geldiğinde babasına anlatır;

– Baba bu gün matematikten sınav olduk. Güzel yaptım. Öğretmen 15 soru sordu, 14’ünü yaptım. 15.’yi de yapardım ama gözüm yanımdaki Seda’nın kağıdına kaydı, hakkım olmayan şeye sahip olmak istemedim.

Ne demiş atalarımız; “Armut dibine düşer”. Anneler babalar evde çocuklarınıza güzel örnek olun. Siz onlara ne verirseniz, onlar da sizden aldıklarını yansıtacaklardır.

8 1

2 thoughts on “Selim dedenin eşeği

    1. Süper. . Varlıkta yoklukta iyi günde kötü günde hep birlikte güzel bir ömür geçirelim inşallah. Ektigimizi biceriz. .tebrikler sayın Hocam. Saygılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Next Post

Keles'te berberler yeniden açıldı

Koronavirüs tedbirleri kapsamında geçici olarak kapatılan Keles’teki berberler de bugün itibariyle mesailerine başladı. Keles Belediye Başkanı Mehmet Keskin: “Yeniden dükkanlarını açan berber ve kuaför esnaflarımıza hayırlı ve bol kazançlar diledik. Bizler, ekiplerimiz ile onlara destek olmak adına dükkanlarını ilaçlayarak maske dağıttık. Bugün ise kontrollü normalleşme kapsamında açılan berber ve kuaförlerimiz […]

Bu haberler de ilgini çekebilir

Dagder.org.tr'yi ziyaret ettiniz mi?

http://dagder.org.tr/